İçerik Ara:  

Nikola Tesla

gecenin bir yarısı google da kendini aratıp teorileriyle kafamı yamultan adam.

MNP 29.03.2008 00:39:20

Google Reklamları

red alert 2 deki tesla tank ı bulan adam işte.

way_amk 25.03.2008 23:06:15

Edison u hepimiz yüzyılın dahisi olarak biliriz ancak onun icadlarının asıl esin kaynağı TESLA dır.Elektrik akımını kablosuz olarak iletmeyi başarmış,dinamoyu geliştirmiş,phıladelphıa denei(meşhur savaş gemisinin gözden kaybolup gelmesi),yapan odur.

Ayrıca tesla müthiş bir bilim adamı olmasının yanında çoğunuzun duyduğu iddaalarında gerçek kaynağıdır.Frekansların kullanılarak belli bir bölgede deprem yapılması,bobin silahı (elektrik akımı verilerek bir bölgenin yıkılması yada elektrik hattının yada bilgisayarlarının işe yaramaz hale getirilmesini sağlar ve amerika savunma bakanlığı tarafından gizlenen KARA HARP projesi. Bu projede amerika da bir araziye 1000 adet devasa antenler yerleştirildi ve tek bir alana uydu tarafından yönlendirilen frekanslar ki devasa güçte atom bombasından bile daha güçlü o bölgeyi komple yıktı. 1930’lu yıllarda Amerikan hükümeti bilim adamlarından gemilerin radarlarda görünmemesini sağlayacak bir yöntem geliştirmelerini ister. Başkanlığını Nikola Tesla’nın yaptığı bir grup bilim adamı bu isteği gerçekleştirmek üzere işe koyulurlar…

Yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın sonunda proje deneme aşamasına gelir. Deneyde Amerikan donanmasında görevli küçük bir destroyer olan Eldridge adlı gemi kullanılacaktır…

Gemi, jeneratörler, vericiler, güç yükselticiler, modülasyon devreleri ve elektromanyetik alan oluşturmaya yarayacak araç gereci içeren tonlarca ekipmanla donanır…

22 Temmuz 1943’te saatler 09:00‘ı gösterirken elektromanyetik alan jeneratörleri çalıştırılır. Eldridge’in etrafını önce yeşil bir duman kaplar. Gemiyi bu dumanın ardında görmek imkânsızlaşır. Alıcılar geminin kuvvetli bir elektormanyetik alanla çevrelendiğini göstermektedir. Duman çekildiğinde ise deneyin istenenden daha başarılı olduğu anlaşılır. Çünkü Eldridge sadece radarlardan değil, mürettebatıyla beraber “gözden de” kaybolmuştur!

Amerikan hükümeti ve deniz kuvvetleri elbette ki böyle bir deneyin ya da projenin varlığını asla kabul etmiyor. Tüm bunların asılsız, hayal ürünü iddialar olduğunu savunuyor. Ancak diğer taraftan da görgü tanıklarının ifadeleri var. Zaten deney hakkında bilinenlerin çoğu da bu tanıkların ifadelerinden sağlanmış.

Şimdi başa dönelim ve hikayemizin ayrıntılarına bakalım. 1933 yılında Roosevelt ABD’nin başkanı oldu ve hemen ardından eski dostu ve dünyanın sayılı bilim adamlarından Nikola Tesla’yı Washington’a davet ederek ondan devlet adına bazı projeleri yürütüp yürütemeyeceğini sordu.

Yanıt olumluydu. Başkan ona Gökkuşağı Projesi şeklinde bilinen projeden söz etti. Tesla bu proje üzerinde çalışmaya başladı. 1936’ya gelindiğinde Tesla önemli gelişmeler kaydetmiş hatta insansız bir gemiyi gözden kaybedip sonra da geri getirmeyi başarmıştı.

Ancak yetkililerin deneyin insanlı olarak yapılmasında ısrar etmeleri ve Tesla’nın da insanlara zarar gelmeden bu deneyin yapılmasının olanaksız olduğu noktasında başlayan görüş ayrılıkları sonunda Tesla’nın son aşamada projeden ayrılmasıyla sonuçlandı. Bundan sonra projenin idaresini Dr. John von Neumann devraldı.

Donanma, özellikle Almanlara karşı bir an önce ezici üstünlük sağlamak kaygısını taşıyordu. Bu üstünlüğü sağlamanın ise görünmezlikten geçtiği düşünülüyordu. Arzu edilen gemilerin “radarlara” görünmemesini sağlamaktı. Fakat sonuç beklenenden çok farklı oldu.

Amerikan hükumeti için çalışan bilim adamları arasında dünyanın en büyük dahilerinden biri olarak gösterilen ve Nazi Almanyasından kaçıp ABD’ye sığınan Albert Einstein da vardı.

Philadelphia Deneyi’nde en büyük katkılardan birinin Einstein tarafından sağlandığı düşünülmekte. Özellik Einstein‘ın “Birleşik Alan Teorisi“nin deneyi başarıya ulaştıran faktör olduğu sanılıyor.

Einstein bu teorisini 1925-27 tarihleri arasında Prusya’da yayımlanan bir bilim dergisine göndermiş ancak tamamlayamadığını düşünerek geri çekmiş. Einstein‘ın ileriki yıllarda teorisini tamamladığı, ancak bunun savaş sırası ve sonrası hükümetlerce gizlenmiş olabileceği tahmin ediliyor. Biz şimdi gelelim ilk deneyin ayrıntılarına.

Haziran 1943’te deney için seçilen USS Eldridge’e elektormanyetik alan oluşturucu donanım yüklendi ve gemi Philadelphia Deniz Üssü açıklarında deneye tabi tutuldu. Deney sırasında yeni mürettebat da gemide bulunuyordu.

Deneye ticari bir gemi olan Andrew Furuseth’in mürettebatı da tanıklık etti. Andrew Furuseth’in özel bir yeri var, çünkü deney hakkında bugün bilinenlerin çoğunu bu gemide görev yapmış olan Carlos Allende’nin anlattıklarından biliyoruz.

(Allende, 50’li yıllarda UFO araştırmacısı Morris Jessup’a yazdığı mektuplarda yaşadıklarını anlatmasaydı belki de bu olaydan hiç haberimiz olmayacaktı. Ve küçük bir not daha: Jessup 1959’da intihar etti. Ne ilginç değil mi?)

22 Temmuz 1943’te şalterler kaldırıldı. Geminin gözden kayboluşuna kadar olanları biliyorsunuz. Ondan sonra olanlar da oldukça ilginç.

15 dakika sonra şalterlerin indirilmesi emredildi. Yeşil duman yeniden belirdi ve duman çekilirken Eldridge yavaş yavaş yeniden materyalize oldu. Ancak bir şeylerin ters gittiği hemen anlaşılmıştı. Gemiye iletilen telsiz mesajlarına yanıt gelmiyordu.

Gemiye çıkıldığında mürettebatın hiç de iyi durumda olmadığı görüldü. Bir bölüm mürettebat yaşadıkları korku dolu dakikalarda gemiden aşağı atladı (Gemiden o anda atlayanların hiç birinin cesedi bulunamadı). Sağ kalanların çoğu akıllarını kaçırmıştı.

5 asker geminin metal gövdesi ile kaynaşmıştı! İkisinin elleri çelik gövdenin içine geçmişti. Ellerini keserek adamları kurtardılar ve yerine protez eller taktılar. Normal durumda olan mürettebatın ileriki zamanda olağan üstü şeylerle karşılaştıkları rapor edilmiştir.

Bulundukları yerde birden yokolup başka bir yerde görünebiliyorlardı. Duvarların içinden geçebiliyorlardı. Bir çoğu bu duvarların arasına sıkışarak can verdi. Birden bire taş kesilip bir başkası onlara dokunana kadar öyle kalanlar vardı (Boyutlar arasında sıkışıyorlardı). Bunun yanında doğa üstü güçlere sahip olanlarda vardı. Sağ kalan adamlar asla tam anlamıyla düzelemediler. Akıl sağlıklarını kaybettikleri gerekçesiyle de ordudan uzaklaştırıldılar.

Donanma bu personeli topyekun emekliye sevk ederek gemiye yeni personel atadı. Bilim adamlarına da sadece radar görünmezliği istediklerini, optik görünmezliğe gerek olmadığını bildirdi.

28 Ekim 1943’te ise Eldridge üzerinde ikinci deney gerçekleştirildi. Saatler 17:15’i gösterirken elektromanyetik jeneratörler yeniden çalıştırıldı. Gemi bir kez daha hemen hemen tamamen görünmez oldu. Sadece gövdesinin ana hatları seçilebiliyordu.

Bir kaç saniye süresince işler yolunda gider gibiydi ki ansızın gözleri kör edebilecek kadar güçlü mavi bir ışık patlaması meydana geldi ve gemi gözlerden tümüyle kayboldu.

Şimdi duyduklarınıza inanmayacaksınız belki ama Eldridge, bir kaç saniye sonra, 600 kilometre ötede, Norfolk açıklarında yeniden maddeleşti.

Norfolk’ta bir kaç dakika boyunca görülür durumda kaldıktan sonra tekrar görünmez oldu ve saniyeler içinde Philadelphia Deniz Üssü açıklarında yeniden belirdi.

Elektronik kamuflajı gerçekleştirmeye çalışan bilim adamları koca bir gemiyi, mürettebatı ile birlikte ışınlamış ve sonra da geri getirmişlerdi. Ancak, daha önce de belirttiğimiz gibi ABD hükümeti asla böyle bir deneyin yapıldığını ya da projenin yürütüldüğünü kabul etmedi.

Donanmaya göre Eldridge, sözü edilen tarihlerde Philadelphia’da bile değildi. Deneyin yapıldığı günlere yakın bir tarihte, yine enteresan bir yerde, Bermuda Şeytan Üçgeni’nde eğitim amaçlı olarak bulunduğu açıklandı. Eldridge daha sonra Yunanistan’a satıldı ve 90’lı yıllara kadar da ‘Leon’ adıyla hizmette kaldı.

Kaynak: İnternet Dökümanı

28 Mart 2003

Tungaska da , 30 Haziran 1908 yılında ilginç bir gök olayı yaşandı. Sabah saat 7.31 de büyük bir patlama meydana geldi. Patlamanın ardından, yaklaşık 1000 kilometrekarelik bir alanda büyük hasar meydana geldi. Binlerce göcebe ve yüzbinlerce Ren geyiği oldü. Olay 1000 kilometre uzaklıktaki bölgelerden bile hissedildi. Ağaçlar yere kadar eğildiler, ve yandılar. Yalnız bu yanma da ilginçdi, zira ağaçları yakacak bir ateş yoktu. Sadece bir anlık bir yoğunlukla gelen muthiş ısıdan meydana gelmişti. Olay ilk bakışta bir meteor çarpması gibi görülüyordu. Ama ortada krater yoktu. Krater olmadığı gibi,göktaşı parçaları da yoktu. İlk ekip, 1927 yılında bölgeye ulaştığında, hiç bir ipucu yoktu. Bu konuda o kadar hikaye yazıldı ki, kimse gerçekte ne olduğunu bilmiyor. Peki Tungaska da ne olmuştu? Bu konudaki ilk ciddi varsayımı ortaya atan Eric Von Danieken oldu. Daineken, efsanevi “Tanrıların arabaları” adlı eserinde, bunun uzaylı işi olduğu savını ortaya attı. Ona göre, Dünyamız ezelden beri uzaylılar tarafından ziyaret ediliyordu. Uygarlığımız da onların eseriydi. Danieken kitapda, “ordan geçmekte olan devasa bir uzay gemsinin bilerek veya kazara atom pilinin boşalması sonucu” diyerek anlatır olayı. Gerçekten de ortada genel kanı olan meteor için hiç bir ipucu yoktur. Dünyadaki yaşamı sonlandıracak kadar büyüklükte olduğu konsunda bilimadamları hemfikirdir. Ama ortda ne krater ne de bir taş parçası vardır. Kuşkusuz Danieken ortaya sürdüğü savını dayandırdığı çok şey yoktur. Ama ağacların tepelerinin o şekilde yanması için gereken ısı, bir milyon orman yangınından ortaya cıkan ısıdan daha fazla olması gerekmektedir. Elbette bir orman yangını bir ormanı halledecek güce sahiptir. Peki ne olmuştur Tungaska da? Geçenlerde Danieken’in teorisine, hiç de umulmayacak yerlerden destek getirecek açıklamalar geldi. Amerikanın ve İngilterenin saygın universitelerinden oluşmuş bir heyet, Tungaska olayını bakın nasıl açıklamışlar: “..uzaylılar, dünyanın sonunun gelmesini son anda engellemişlerdir. Söz konusu meteoru tam atmosfere girmek üzereyken patlatmışlar, ve dünyayı felaketten kurtarmışlardır..” Danieken söz konusu kitabı yazdığı zaman, bilim dünyası onu “şarlatan” olarak nitelemişdi. Şimdi, ayni çevreler onun teorisine arka çıkıyor. Yani uzaylıların varlığına inanmaya. Bu satırların yazarını, Dünyanın uzaylılar tarafından ziyaret edildiğini, edilmekte olduğunu ve edileceğini gerçeğine inanan birisi olarak algılayın. Ama bu inanç, tungaska da ne olduğuna dair bulutların dağılmasına olanak tanımıyor. Kuşkusuz ki, tungaska olayı hakkındaki en ilginç sav, Nikola Tesla ile ilgili olanıdır. Nikola Tesla kimdir? Nikola Tesla, çokları tartafından “Eloktroallah” olarak anılırdı. Tesla’nın hayatı boyunca yapmak istediği şey, elektrik dalgalarını, aynı hertz dalgalarında (bildiğimiz radyo dalgaları) olduğu gibi atmosferde iletebilmekti. Böylelikle tüm insanlık için bir merkezden üretilen, bedava elektrik sağlanmış olacaktı. Sürekli bu hedef üzerine çalıştı durdu, ancak Amerikan elektrik dağıtım şebekesinin patronları bu fikri pek beğenmediler (önce edison’un şirketi, sonra westinghouse). Kapitalistler herzaman kapitalistdirler sonuçta! Ona verdikleri destekleri bir bir çektiler, oysa Tesla ta o zamanlar kısıtlı imkanlarıyla şimşekten dahi güçlü arklar yaratmayı başarmıştı. Bunu Tesla bobin adını verdiği aletle yapmayı başarmıştı. Zeki bir mucit ve Edison’un çağdaşı olan Tesla, hayatı boyunca yüzlerce patent geliştirmişti. Elbette temel bilim hiçbir zaman Tesla’nın makalelerini kabul etmedi ve onun daha sonraki bildirileri (dünyayı iki ayrı parçaya ayıracak bir teknoloji geliştireceğine yemin etti) onu tarihi bir noktada yer almaya itti. Radyo programlarında veya internet tartışmalarında, hükümetin depremlere neden olmak veya hava şartlarını değiştirmek gibi sözde deneyler yaptığı ve bunları yaparken de, gizli tutulan “Tesla Teknolojisini” referans alıp, uygulamış olma ihtimali tartışılıyordu. Tungaska olayını da böylece Tesla’nın üzerine attılar. Daha doğrusu onun, dediklerini ispat etmek için yaptığı deneye. Yani, Tungaskaya aktarılan elektrik şoku! Yani Tesla, bobinini kullanarak, dünyanın her hangi bir yerine enerji boşaltımı yapabilirdi. Ama, bütün bunlar, yine de Tungaska da neler olduğuna dair kesin bilgiler vermez. Ama hazır Tesla dan bahsetmişken, onun icat ettiği AC akımından yola çıkarak, yaratılan ölümcül doğa olayları hakkından da biraz bahsedelim. Kara bilim denilen bir teorem vardır. Amaç, Atmosferi manipüle etmek ve modifikasyon saglamak, genis kitlelerin düsüncelerini ve ruhsal durumlarini kontrol edebilmek, istenilen ülkelerin iletisim sistemlerini çökertmek. Temel prensipleri, Tesla’nin 100 yil önce gelistirdigi fikirlere dayaniyor. Science magazin dergisinden alıntıyla: “Yıllarca önce Sırp asıllı Amerikalı bilim adamı mucit Nikola Tesla tarafından geliştirilen bu “düşük frekanslı elektromagnetik ışınımla “yüksek enerji nakli” tekniğini hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Senator Claiborne Pell şöyle söylüyordu: “Şu anda bir anlaşmaya ihtiyacımız var… Dünyanın askeri liderleri fırtınaları yönetip, iklimleri değiştirmeden ve düşmanlarına karşı depremler oluşturmadan önce…” Senaryoya göre, San Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, yer kabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler haline dönüştürmenin yolunu bulmuştu.” (http://www.geocities.com/sedatcelebi/haarp_kiyamet_teknolojisi.htm) * Nikola Tesla hayatta olsaydı, aynen Einstein gibi, içatlarının neye yol açtığını görüp üzülecekti kuşkusuz. Yapay deprem, firtina, iklim değişlikliği.. Yeni silahlar bunlar. Hem az tepki çeken, hem de doğanın üsütne atılacak suçlamalar nedeniyle oldukça mantıklı. Devam edelim.. * “1981 yılında nükleer mühendis ve Amerika’daki önde gelen Tesla araştırmacısı Albay Thomas Bearden, Amerikan Psikotronik Derneği’nde bir konferans verdi. Konuşmasının bir bölümünde aynı zamanda 1978 Specula dergisinde de tartışılan Tesla vericileri tarafından üretilen kalıcı dalgalardan bahsetti. Albay Aslında HAARP‘ın nasıl çalıştığını anlatıyordu: “Yaptığınız şey frekansı değiştirmektir. Eğer frekansı bir yönde değiştirirseniz, enerjiyi dünyanın diğer bölümünde hedeflediğiniz yerin ilerisindeki atmosfere boşaltırsınız. Havayı iyonize etmeye başladıkça, hava akış seyirini, jet gidişlerini vb. şeyleri değiştirebilirsiniz. Bu mükemmel bir hava makinasıdır. Eğer ani bir şekilde boşaltırsanız, bunun gibi küçük iyonizasyon elde etmezsiniz. Bu kez kıvılcımlar ve ateş topları (plasma) dünyanın yüzeyine boşalacaktır. Bu aletle ileri geri oynayarak, dünya çapında dev hava değişikliklerine yolaçabilirsiniz.” Mr. Bearden bunu neredeyse eğlenceli bir hava oyuncağı gibi tanıtıyordu. Fakat bu aynı zamanda 28 Temmuz 1976 Tangshan, Çin’i de hatırlatıyordu. Kuşkusuz 17 Ağustos Gölcük depremini de… İddialara göre; “Milyarlarca liralık havai fişeklerin aydınlattığı Gölcük semaları bir kaç saat sonra bilimadamlarının ‘deprem ışıması’ dedikleri ancak hala ne olduğu tam olarak anlaşılamayan bir ‘şeyle’ aydınlandı. Bir kaç saat sonra, o unutulmaz uğultunun ardından bütün Türkiye derin uykusundan uyandı.” (http://www.geocities.com/sedatcelebi/haarp_kiyamet_teknolojisi.htm) Yine iddialara göre: “5 Haziran 1977 tarihli New York Times’da, 28 Temmuz 1976 yılında Çin, Tangshan’da yaşanan ve 650.000’in üzerinde kişinin ölümüyle sonuçlanan depremle ilgili bir yazı yeraldı. 3.42’deki ilk sarsıntıdan hemen önce, gökyüzü, gündüz gibi aydınlanmıştı. Tıpkı Gölcük’te olduğu gibi. Temelde beyaz ve kırmızı olan çok renkli ışıkları 200 mil uzaklıktan görmek mümkündü. Birçok ağacın yaprakları yandı ve gelişmekte olan sebzeler sanki bir ateş topu tarafından adeta kavrulmuştu. Bazı araştırmacılar bu elektriksel etkilerin elektromanyetik plazma ve top şeklindeki aydınlatmayla bağlantılı olduğuna ve garip parıltıların da Tesla tipi teknoloji ve/veya HAARP benzeri vericilerden kaynaklandığına inanıyordu. Bu renkli ışığın parıltısı Tesla’nın 1935 yılında belirttiği “her çeşit emsalsiz etki“den biri miydi? Yoksa bu deprem, hiçbir şüphe duymayacak Çin halkı üzerinde uygulanan bir sistem testi miydi? Cevap kesinlikle doğal bir deprem gibi görünmediği şeklindeydi.” (http://www.geocities.com/sedatcelebi/haarp_kiyamet_teknolojisi.htm) * 1 Ekim 1998, Perşembe tarihli Hürriyet Gazetesi’nin ‘Kıyamete Kadar Yetecek Enerji’ başlıklı haberi konunun bir başka yönüne işaret ediyor olabilir miydi?: * “27 Ağustos gecesi dünya enerji bombardımanına uğradı. Eğer bu radyasyon depolanabilseydi, dünya kendisine milyarlarca yıl yetecek enerjiye sahip olacaktı. Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi’nin düzenlediği basın toplantısında konuşan bilimadamlarına göre Büyük Okyanus’ta bulunan Havaii Adası‘nın üzerindeki iyonosfer tabakası gamma ve X ışınlarının bombardımanı altında kaldı. 5 dakika süren kozmik yağmur sırasında dış atmosfer tabakasında gece kısa bir süre için gündüze dönüştü. Dünyanın 60 ile 80 km üzerinde bulunan iyonosfer tabakası bu enerjiyi yuttuğu için bu kozmik bombardımanın dünyaya herhangi bir zararı dokunmadı. Sadece elektronik donanımlarının zarar görmemesi için uydulardan ikisini geçici olarak durdurmak gerekti. California Üniversitesi’nden Kevin Hurley, iyonosfere boşalan gücün gelecek 300 yıl içinde güneşin dünyaya sağlayacağı enerjiye eşdeğer olduğunu söyledi. Hurley, ‘Bu enerjiyi depolayabilseydik, kainatın sonuna ve daha sonrasına kadar her kenti, her köyü, her ampulü aydınlatacak enerjiye kavuşurduk’ dedi.” Soru şu: Acaba depremlerle birlikte açığa çıkan ve ateş topu olarak ifade edilen dev enerji yoğunluğu da HAARP tarafından depolanıyor olabilir mi? Acaba kimler için? Bu arada Rus bilimadamları ABD’yi yaptığı araştırmalar konusunda uyarmayı da ihmal etmiyordu. * 28 Ocak 2000 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Nerdun Hacıoğlu imzasıyla yeralan haberde şöyle deniyordu: “Amerikan fizik laboratuarlarında deney aşamasına gelen ‘evrenin yaratılış modeli’ deneyi Rus bilim adamlarını ‘kıyameti kopartacaklar’ endişesine sevk etti. Rus bilim adamları, deneylerin bir ‘karadelik’ oluşturabileceğini belirterek, ‘Evrenin yaratılışını laboratuarda görelim derken, dünyayı yok etmeye kadar giden zincirleme reaksiyon başlatılabilir’ uyarısında bulundular. Rus fizikçiler, ‘Tarihte hep böyle olmadı mı? Atom bombası icadı da fizikçilerin masum bir fikrinden doğmadı mı?’ diyerek bu fikrin sonuçlarının da masum olmayacağını vurguladılar. Rus fizikçiler, kıyamet teorilerini şöyle açıkladılar: “ABD laboratuarlarında, daha doğrusu yer altında bulunan 5 kilometrelik ‘parçacık hızlandırıcısında’ altın iyonlarından iki güçlü akım oluşturulmak isteniyor. Bu iyon akımları tıpkı bir rayda giden iki tren gibi yol ortasında çarpıştırılmak isteniyor. Teoriye göre, çarpma noktasında 15 milyar yıl önce evrenin yaratıldığı andaki ortamı sağlamak ve evrenin ‘büyük patlama’ sonucu doğduğu kanıtlanmak isteniyor. “Ancak fizikten anlamayan biri bile tehlikenin farkına varabilir. Çarpışma noktasındaki ısı milyarlık derecelere vararak yalnız Güneş‘te değil, hiçbir yıldızda bulunmayan bir ısı ortaya çıkaracak. Vakum ortamında çıkan ısı Güneş‘ten 10 bin kat daha yüksek olacak. Bu da Brookhaven merkezli bir karadelik yaratabilir. Bir anda ne olduğunu anlamadan yok oluruz.” (http://www.geocities.com/sedatcelebi/haarp_kiyamet_teknolojisi.htm) Son olarak 21 Ağustos 2004 Milliyet gazetesinde çıkan haber: ABD, Almanya, Japonya, İngiltere ve Çin’in önde gelen fizikçileri, evrenin ve maddenin sırlarını tam anlamıyla çözmek ve bilinmeyen özelliklerini ortaya çıkarmak için, 21. yüzyılın en önemli projesini başlatma kararı aldı. Bilim adamları, mali boyutu 5 milyar doları (yaklaşık 7 katrilyon lira) aşan söz konusu projeyle, öncelikle evrenin her yerini kapladığı sanılan, ancak şimdiye kadar hiçbir deneyde görülemeyen ‘kara madde’yi saptamayı planlıyor. 30 km’lik tünel “Tanrı‘nın tozu” denilen, ‘Higgs boson’ zerreciği adlı bu partikül deneyle bulunursa, bilim belki de uygarlığın en önemli keşfini yapacak; evrenin ve maddenin temel yapı taşı saptanacak. Dünyanın önde gelen 12 fizikçisi, bu amaçla önceki gün Çin’in başkenti Pekin’de yaptıkları zirvede, ‘International Linear Collider’ (Uluslararası Lineer Hızlandırıcı) adlı projenin hayata geçerilmesine karar verdi. 2007’de tamamlanması planlanan proje kapsamında, sonradan belirlenecek bir ülkede, yeraltında 30 km uzunluğunda bir tünel inşa edilecek. Mini ‘Büyük Patlama’ Son teknoloji ürünü süper iletkenlerin yerleştirileceği tünelde, eksi 271 dereceye kadar soğutulan niyobyum elementinin atom altı parçacıkları ışık hızına çıkarılarak, tünelin ortasında kafa kafaya çarpıştırılacak. 15 km uzunluğundaki borular içinden geçirilen hızlandırılmış elektron ve anti madde pozitron partiküllerinin çarpışması, tıpkı evrenin oluşmasına yol açan Big Bang (Büyük Patlama) gibi bir durum yaratacak. Çevreye ısı, ışık ve radyasyon yayılımı olacak. Fakat en önemlisi (en azından bilim adamlarının beklentisi böyle), saniyenin milyarda biri mertebesindeki bir zaman dilimi içinde, ‘Higgs boson’ zerrecikleri yani “Tanrı‘nın tozu” meydana çıkacak. ABD, Japonya ve Almanya, inşa edilecek tünele ev sahipliği yapabilecek en favori ülkeler arasında gösterildi.” (Milliyet, 21 Ağustos 2004)

İnsan oğlu, yaradılışına her zaman ilgi duymuş, bu yolda araştırmalar yapmıştır. Yaradılış yolunda yapılan her içat, insanlığa hizmet ettiği kadar, insanlığı yok etmeye de yönelebiliyor.

Bunun örneğini daha önce de Atom bombasında yaşamıştık.

Kuşkusuz Tesla’nın “insanlığa bedava elektrik” diye masum olduğu kadar insancıl bir teorisi de, kapitalistlerin elinde kusursuz bir “cehennem silahına” dönüşebiliyor. Bana, sanki de, sonumuz hayırlı değilmiş gibi geliyor..

alıntıdan alıntıdır..

ketrinzetazort 25.03.2008 15:12:16

ne diycez işte aslında elektriği bu bulmuş,kablolar olmadan elektriği iletmenin yolunu biliyomuş,daha düşük maliyetle elektrik sağlayabilirmiş ama edison’la şirketler çoktan anlaştığından para kaybetmemek için bu adamı kimvurduya getirmişler.böyle bi hikayesi vardı adamın doğru mudur değil midir bilmem.andarin beklemesin diye yazdım zaten.

reha 25.01.2008 20:33:22

indanlığa edison’dan çok daha fazlası olmuş ve daha da olmasını istemiştir.elektriğin insanlara bedava bir hizmet olarak verilmesini dile getirmiş,bu yüzdende general electric ve ediosan tarafından dışlanmış,anlaşılamamış ve fakir bir dahi olarak ölmüştür.

ruhibirbanyo 25.01.2008 20:32:28

Bu kadar lafın arasında iki çift laf edilmesi gereken adam.
Tarihin belkide en az anlaşılmış, ama kesinlikle en çok horlanmış dehası.
Mesleğimi sevdiren şahsiyet.
Edison gibi bilim=para yerine bilim>herşey diye düşünen ve öyle yaşayan insan.
Daha söylerim ama biraz beklicem bakalım kimler ne diyecek.

andarin 25.01.2008 15:13:24

Nikola Tesla hakkındaki fikirlerinizi ve düşüncelerinizi bildirmekten çekinmeyin.
İçerik yazmak için üye olmanız gerekiyor. Daha önceden üye olduysanız lütfen giriş yapınız.